FURKAN HAREKETİNE YÖNELİK 3. OPERASYON: SUÇ DEĞİL, SUS DOSYASI!
19 Ağustos’ta Furkan Hareketi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyon, Alparslan Kuytul ve Furkan Gönüllüleri hakkındaki gözaltı kararları, soruşturma süreci ve kamuoyuna yansıyan iddialara ilişkin kamuoyu açıklamamızdır.
DEĞERLİ KAMUOYU!
19 Ağustos Çarşamba Günü Furkan Hareketine yönelik 3. Defa ‘suç örgütü’ iddiasıyla operasyon yapılmış başta Alparslan Kuytul Hocaefendi, eşi Semra Kuytul Hocahanım ve 54 Furkan Gönüllüsü hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Operasyonun hemen ardından daha dosyada gizlilik kararı varken sosyal medyada ve televizyonlarda yoğun bir karalama kampanyası başlatılmıştır. Vicdandan ve hakikatten nasibi olmayan, önüne gelen her bilgi notunu tartışılmaz gerçekler gibi paylaşan gazeteciler Hocamız, hareketimiz ve kardeşlerimiz hakkında olur olmaz iftiralar uydurmuşlardır. Bu iftiraların çoğu mevcut soruşturma dosyasında bile yoktur. Ayrıca birçoğu da daha önce yargılama konusu yapılmış ve beraat kararı verilmiştir.
Değerli Halkımız!
40 yılı aşkındır alnı ak bir şekilde İslami eğitim ve hizmet faaliyetlerine devam eden Hocamız ve dava arkadaşları kimsenin bir kuruşuna dahi el sürmemiştir. Hocamız, fikriyat olarak da cemaatlerin holdingleşmesine ve cemaat hocalarının şirketler kurarak zenginleşmesine karşı duran, bu hususu açıktan dillendiren bir şahsiyettir. Bu fikrini kendi hayatında ve cemaatinde de bizzat uygulamış, cemaati kullanarak zengin olmaya çalışan kötü niyetli insanları cemaatten uzaklaştırmıştır. Hocamız, bu yaşına kadar annesinden kalma 50 yıllık ev eşyalarıyla, mütevazı bir şekilde hayatını sürdürmüş yarım asra yakındır yaptığı İslami hizmetler için tek bir kuruş dahi almamıştır.
Kıymetli eşi Semra Kuytul ise banka hesabı bile olmayan, yalnızca İslami hizmetlerle ve çocuklarıyla ilgilenen, mali konular ile hiçbir ilgisi olmayan bir hanımefendi olmasına rağmen mali konulu bir suç örgütü dosyasında tutuklanmıştır. Gerek muhterem hocamızın gerekse de kıymetli eşinin ve diğer Furkan Gönüllülerinin tertemiz ve mütevazı hayatlarına bizler en yakından şahidiz. Tüm şahitliğimizle ifade ediyoruz ki Hocamız ve kardeşlerimiz tertemizdir.
Değerli Kamuoyu!
Alparslan Kuytul Hocaefendiye ve Furkan Hareketine yönelik suç örgütü iddiasıyla daha önce 2 farklı operasyon yapılmıştı. Bunlardan ilki 30 Ocak 2018 tarihindedir. Hem 4 terör örgütüne üyelikten hem de suç örgütü ve dolandırıcılık iddiasıyla yapılan bu operasyonun yargılaması iki dosyaya ayrılmış, 4 terör örgütü 2 örgüte düşürülmüş ve terör yargılamasından Adana 11. Ağır ceza mahkemesinden BERAAT kararı verilmiştir. Mali konular ve suç örgütü iddiasına ilişkin yargılama ise Adana 4. Ağır ceza mahkemesinde devam etmekte olup uydurma tüm deliller çürütülmüş, Allah’ın izniyle beraat kararına doğru gitmektedir. Hocamız bu dosya kapsamında Bolu F tipi cezaevinde 22 ay tutuklu kalmıştır.
İkinci suç örgütü operasyonu ise 2021 yılında yapılmış olup sözde ‘bir adam kaçırma’ iftirası uydurulmuştur. Emniyet ile işbirliği içerisinde hareket eden bir şahıs önce “beni kaçıranlar mafyatik insanlardı, Furkan gönüllüleri değildi” demiş fakat baskı sonucu ifadesini değiştirerek Alparslan Hocamızı ve kardeşlerimizi suçlamıştır. Bu dosyada da uydurma delillerin tamamı çürütülmüştür. Hocamız ikinci operasyon kapsamında 13 ay Patnos Cezaevinde tutuklu kalmıştır.
İki farklı suç örgütü operasyonunda elleri boş kalan ve amaçlarına ulaşamayan karanlık odaklar bu defa da yeni bir operasyon ile sahneye çıkmıştır. Birçoğu daha önceki yargılamaların konusu olan iddialarla başlayan dosyada henüz gizlilik kararı kalkmamış, ilk andan itibaren gözaltı kararları dahi kimseye gösterilmemiştir. Emniyet ifadesinde sorulan sorular üzerinden dosyanın içeriğini tüm şeffaflığı ile kamuoyuna paylaşmak istiyoruz.
Değerli Kamuoyu!
Furkan Hareketine yönelik operasyon kapsamında toplanan yardımların cemaat ile irtibatlı 5 şirket üzerinden aklandığı, cemaate ait bazı taşınmazların şahısların üzerine yapıldığı iddia edilmiştir. Yukarıda ifade edildiği gibi hocamızın hizmet anlayışında şirketleşme gibi bir amaç kesinlikle yoktur. Adı geçen 5 şirketin ve dosya kapsamındaki taşınmazların cemaatin şirketi ve taşınmazları olduğu iddiası kesinlikle yalandır. 5 şirketin tamamı da Adana’da faaliyet gösteren küçük veya orta ölçekli özel firmalar olup cemaat ile bağlantılarını gösteren herhangi bir delil yoktur. Bu şahısların cemaatten olması da şirketler ile cemaatin bağlantısını göstermez. Kaldı ki bu operasyondaki iddialar ile ilgili yargılamalar zaten devam etmektedir. Sırf yeni bir operasyon yapmak için aynı konuları tekrar gündeme getirmekte ve hukuku ayaklar altına almaktadırlar.
Dosya kapsamında detaylı MASAK raporları hazırlanmışsa da bu raporlarda şirketler ile cemaatin bağlantısını gösteren bir delil ortaya konulamamıştır. Şirketlerin cemaat ile irtibatını gösteren tek şey Mürsel Güler isimli şahsın yalan dolu iddialarıdır.
Mürsel Güler, cemaat içinde fitne faaliyetleri yapması sebebiyle cemaatten uzaklaştırılmış, cemaat içinde herhangi bir rolü olmayan bir kişidir. Cemaatten uzaklaştırılınca sosyal medya üzerinden son üç yıldır adeta savaş başlatmış ve her türlü hakaret, tehdit ve iftirada bulunmuştur. Fırat Avcı gibi isimlerle Twitter üzerinden 200 saati aşkın sohbet odası düzenlemişlerdir. Mürsel Güler isimli şahıs hocamızı ölüm ile tehdit etmiş ve CEZA almıştır. Ayrıca hakaret ettiği için de defalarca ceza almış ve tazminat ödemiştir. Mürsel Güler’in oğlu, Hocamızın avukatı Bilal İpek’in abisinin dükkanına saldırı düzenlemiştir. Ayrıca Mürsel Güler’in kendisi de bir mahkeme çıkışı hocamızın avukatlarına tehdit ve hakaretler ile saldırmıştır. 3 yıldır adeta kanlı bıçaklı düşman olan bu şahsın düşmanlığı aramızdaki ceza davaları ile sabittir. Hal böyleyken sırf husumetli bir tanık deliline dayanarak insanların 20-30 yılda kurdukları şirketlere kayyum atanıyor, 36 kişi tutuklanıyor, tertemiz insanlara zulmediliyor. Bu durum hukuken kabul edilemez.
Mürsel Güler dışındaki Fırat Avcı’nın beyanları ve Cimer şikayetleri ise hukuken hiçbir kıymeti olmayan beyanlardır. Zira Fırat ve Cimer şikayetlerindeki kişilerin doğrudan hiçbir tanıklığı olmadığı gibi bu şikayetlerin çoğu aynı kişiler tarafından yapılmış ve böylece sanki çok sayıda şikayet varmış gibi gösterilmiştir. Sosyal medyada 6000 Cimer şikayeti gibi bir rakam zikredilse de dosya kapsamında böyle bir rakam yoktur. Gizlilik kararı çerçevesinde tespit edildiği kadarıyla 17 Cimer şikayeti, Emniyet ifadesinde dikkate alınmıştır. Ayrıca yine Fırat Avcı isimli şahıs da hocamıza, karısına ve kızına ağza alınmayacak hakaretler etmiş, gece yarıları cemaat kadınlarını arayarak taciz etmiş, Tekirdağ’dan Adana’ya gelerek cemaat mensuplarını tahrik etmeye ve olay çıkarmaya çalışmıştır. Bu kişi de kini ve nefreti ağzından akan, beyanlarına itibar edilemeyecek bir şahıstır. Bu gibi kişilerin ifadeleriyle dosya hazırlayanlara ve masum insanlara zulmedip tutuklayanlara yazıklar olsun!
Değerli Kamuoyu!
Hocamızın evinde yapılan arama görüntüleri ile bir şahsın evinden çıkan kendi şahsi birikimi olan parası Aydınlık Gazetesi tarafından montajlanarak servis edilmiş, sanki hocamızın evinden yüklü miktarda para çıkmış gibi algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Daha sonra hocamızın evinin aranması sırasında tutulan arama tutanağı paylaşılmış ve Aydınlık gazetesinin kirli algı operasyonu suratlarına kara bir leke olarak yapışmıştır. Dosya kapsamında alınan hiçbir kardeşimizin evinden açıklayamayacağı bir şey çıkmamıştır. Günümüzde çoğu evde yastık altı olarak tabir edilen birikimlerin tutulduğu herkesin malumudur. Elliden fazla kişinin evini basarsanız mutlaka birinin evinde kendi şahsi birikimi olan para veya altın bulursunuz. Gayet doğal olan bu durumu sırf sosyal medyada ve televizyonlarda algı operasyonu olarak kullanmaları yapılan soruşturmanın asıl amacının hocamızı ve Furkan Hareketini karalamak olduğunu göstermektedir.
Sosyal medyada Nedim Şener gibi şahısların dillendirdiği bir diğer husus da FETÖ iddiasıdır. Gözaltına alınıp tutuklanan bazı kişilerin akrabalarından herhangi suç nedeniyle ceza almış kişilerin olması hiçbir şey ifade etmez. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre 720.000 kişiye FETÖ iddiasıyla soruşturma açılmıştır. Bu durumda çoğu insanın akrabalarından bu soruşturmalara maruz kalanlar olabilir. Hiçbir tutar yanı olmayan bu iddiaların dillendirilmesi medyadaki karanlık figürlerin operasyonundan başka bir şey değildir. Furkan Hareketinin ve Hocamızın hiçbir örgüt veya terör örgütüyle irtibatının ve iltisakının olmadığını herkes bilir. Ayrıca daha önce FETÖ ve PKK iddiasıyla yapılan kovuşturmaların beraat ile sonuçlanması da bunun en büyük delilidir.
Değerli Kamuoyu!
Bir yapıya suç örgütü denilebilmesi için o yapıyı oluşturan kişilerin suç işlemek amacıyla bir araya gelmiş olması gerekir. Bunun da ötesinde işledikleri suçlarla kazandıkları paraları kendi menfaatleri uğruna kullanmaları ve lüks bir hayat sürmeleri beklenir. Oysa muhterem hocamızın ve diğer kardeşlerimizin tertemiz hayatları ortadadır. Hiçbirinin malvarlıklarında açıklanamaz bir artış veya suç şüphesi yoktur. Masak raporlarında da bu durum sabittir.
Furkan hareketinin, iddia edildiği gibi, bağışlar topladığını kabul bile etsek bu neyi ifade eder? Bu bağışlarla ne yapılmış? Kişilerin zenginleşmesi mi sağlanmış yoksa Türkiye’nin dört bir yanında konferanslar, tefsir dersleri, muhtaç ailelere ve yetimlere yardımlar mı yapılmış? Hangi suç örgütü konferans, tefsir dersi, hadis dersi, Kur’an dersi yapar. Hangi suç örgütü elindeki parayı muhtaç ailelere ve yetimlere dağıtır? Hangi suç örgütü Gazze’ye yardım yapar? Hangi suç örgütü hükümete muhalefet yapar? Tam aksine dikkat çekmemek için hükümete yanaşır ve zenginleşir. İslami harekete düşmanlık yapanlara ve suç örgütü damgası vurmaya çalışanlara buradan net bir şekilde ifade etmek istiyoruz: Furkan Hareketinden Suç Örgütü Çıkmaz!
Değerli Kamuoyu!
Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Oktay Saral X hesabından yaptığı paylaşım ile operasyondan iki gün önce hocamızı hedef göstermiş “Senin de suyun ısındı Kuytul” diyerek hocamızı açıkça tehdit etmiştir. Sipariş ile başlatılan operasyonun ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek açıklama yapmış ve “Özellikle vurgulamak isterim ki bu soruşturma herhangi bir dini grubu, inancı, düşünceyi veya hukuka uygun faaliyeti değil; dosyaya yansıyan somut suç eylemlerini, mağdur ve tanık beyanlarını, örgütsel baskı iddialarını ve mali delilleri konu almaktadır.” diyerek dosyanın asıl amacını örtbas etmeye çalışmıştır. Bilinmelidir ki Furkan Hareketine yapılan operasyonda mali iddialar tamamen bahanedir. Asıl amaç hocamızın sesini kısmak ve hareketimizin büyümesini engellemektir. Fakat Doğu Perinçek’in açıkça itiraf ettiği gibi “cemaati bitirmek istiyoruz” diyemedikleri için mali sebepleri öne çıkarmakta ve asıl amacı örtbas etmeye çalışmaktadırlar. Fakat hakikati örtbas edemezsiniz, bu dosya suç dosyası değil sus dosyasıdır!